Değişen Zaman, Dönüşen Roller: Yapay Zekâ Çağında Öğretmenlik Mesleğinin Yeniden Tanımlanması

GİZEM YILMAZ/ EĞİTİMCİ-YAZAR
GİRİŞ
Öğretmenlik mesleği, insanlık tarihinin en kadim ve en stratejik mesleklerinden biridir. Toplumların kültürel sürekliliği, ekonomik kalkınması ve demokratik bilinç düzeyi, büyük ölçüde öğretmenlerin niteliğine ve öğretme biçimlerine bağlıdır. Tarih boyunca öğretmen, sadece bilgi aktaran değil, aynı zamanda bir değerler taşıyıcısı, bir toplumsal model ve dönüşümün öncüsü olmuştur.
Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş süreciyle birlikte, öğretmenin rolü de köklü bir değişime uğramıştır. 20. yüzyılın ortalarına kadar ağırlıklı olarak bilgi ileten bir figür olarak konumlanan öğretmen, bugün artık bilgiye ulaşmanın yollarını öğreten, öğrenme deneyimlerini tasarlayan bir rehbere dönüşmüştür. 21. yüzyılın en belirgin özelliği olan dijitalleşme ve yapay zekâ entegrasyonu, bu dönüşümü daha da hızlandırmış ve öğretmenlik mesleğini yeniden tanımlanabilir bir alan hâline getirmiştir.
Bu yazıda, ilk bölümde öğretmenliğin tarihsel ve toplumsal önemine değinecek; ikinci bölümde öğretmen eğitimi modelleri ve sürekli mesleki gelişim alanındaki yaklaşımları ele alacaktır. Üçüncü bölüm, öğretmenin günümüzde üstlendiği rollerin dönüşümünü pedagojik, psikolojik ve dijital boyutlarıyla irdeler. Dördüncü bölümde öğretmenlerin karşılaştığı başlıca sorunlar — mesleki tükenmişlikten dijital okuryazarlık eksikliklerine — değerlendirilecektir.
Beşinci bölüm, yapay zekâ çağında öğretmenlik mesleğinin nasıl şekillendiğini, yeni sorumluluklarını ve karşı karşıya olduğu etik/politik sorunları inceleyecektir. Son bölümde ise sonuç ve öneriler sunularak “geleceğin öğretmeni kimdir?” sorusuna yanıt aranacaktır.
ÖĞRETMEN EĞİTİMİ
2.1. Öğretmen Yetiştirme Modelleri: Gelenekselden Yeniliğe
Öğretmen eğitimi tarihsel olarak ülkelerin eğitim felsefeleriyle yakından ilişkilidir. Geleneksel öğretmen yetiştirme modelleri, genellikle bilgi aktarımı ve sınıf yönetimi becerilerine odaklanırken, çağdaş modeller öğretmeni bir “öğrenme tasarımcısı” olarak konumlandırmaktadır. Örneğin, ABD’deki teacher residency programları veya Finlandiya’daki research-based teacher education modelleri, öğretmen adaylarının hem
kuramsal hem de uygulamalı olarak güçlü biçimde yetiştirilmesini sağlamaktadır. Türkiye’de de Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından 2018’de güncellenen Öğretmen Yetiştirme Lisans Programları, bu küresel yönelime paralel bir şekilde alan bilgisi, pedagojik formasyon ve uygulama becerileri arasındaki dengeyi yeniden kurmayı hedeflemiştir. Bu yönelim, öğretmen eğitiminde “sadece bilginin değil, öğrenmenin öğretildiği” bir paradigma
değişimini göstermektedir.
2.2. Öğretmen Eğitiminin Niteliğini Etkileyen Faktörler ve Sürekli Mesleki Gelişim
Öğretmen eğitiminin niteliği, yalnızca başlangıç eğitimine değil, mesleki yaşam boyunca süren öğrenme fırsatlarına da bağlıdır. Öğretmenlik mesleğine atananların, görev aldıkları ortamda sürekli mesleki gelişimle (continuous professional development, CPD) desteklenmesi, hem mesleki tatminde hem de öğrenci başarısında belirleyici unsurdur.
Bu noktada profesyonel öğrenme toplulukları (professional learning communities, PLCs), mikro-öğrenme modülleri ve dijital öğrenme platformları öğretmen gelişiminin yeni araçları olarak öne çıkmaktadır. Öğretmenlerin mesleki gelişimlerinde öğrenme analitiği ve veri destekli geribildirim mekanizmaları da giderek önem kazanmaktadır. Sürekli mesleki gelişim ve yaşam boyu öğrenme perspektifi, öğretmen adayları için sadece başlangıçta değil; meslek yaşamlarının her aşamasında bir zorunluluk haline gelmiştir. Eğitim sistemlerinin dinamik doğası, müfredat değişiklikleri, teknoloji entegrasyonu ve pedagojik yaklaşımlardaki yenilikler, öğretmenlerin kendilerini sürekli olarak geliştirmelerini gerektirmektedir. Özetle, öğretmen eğitiminin niteliğini artırmak için kurumlar, öğretmenler ve politika yapıcılar arasında sürdürülebilir bir öğrenme kültürü oluşturulmalıdır.
ÖĞRETMENİN ROLÜ
3.1. Bilgi Aktarıcısından Öğrenme Rehberine Dönüşüm
Bilginin kolay erişilebilir olduğu bir çağda, öğretmenin temel rolü bilgi aktarmak değil, bilgiyi yapılandırmak, eleştirel düşünme ve problem çözme becerilerini desteklemektir. Bu değişim, öğretmeni artık “öğreten”den çok “öğrenmeyi yöneten” bir figüre dönüştürmüştür. 21. yüzyıl öğrenme kuramları (özellikle yapılandırmacılık ve bağlamsalcı öğrenme) öğretmeni öğrenme sürecinin mimarı olarak konumlandırır. Öğretmen, öğrencinin ön bilgilerini anlamlandırmasına yardımcı olur, öğrenme ortamını anlamlı bağlamlarla zenginleştirir ve dijital araçları bu sürecin doğal bir parçası hâline getirir.
3.2. Pedagojik, Psikolojik ve Dijital Roller
Günümüzde öğretmen sadece pedagojik değil, psikolojik ve dijital roller de üstlenmektedir. Pandemi sonrası dönemde yapılan OECD raporları, öğretmenlerin psikolojik dayanıklılığının ve dijital yetkinliklerinin öğrenme kalitesini doğrudan etkilediğini göstermektedir. Öğretmen artık, bir “dijital kolaylaştırıcı” (digital facilitator), “duygusal destekçi” (emotional supporter) ve “veri okuryazarı”dır. Öğrencinin öğrenme davranışlarını anlamak için dijital öğrenme analitiklerini yorumlayabilir, öğrencinin duygusal ihtiyaçlarına duyarlı pedagojik stratejiler geliştirebilir.
Pedagojik olarak, öğretmen dersin içerik ve yöntem tasarımından sorumludur; psikolojik olarak, öğrenci motivasyonunu, sınıf iklimini ve bireysel farkları gözetir; dijital olarak ise öğrenme teknolojilerini entegre eder, öğrenme materyallerini çevrimiçi/hibrid ortamlarda geliştirebilir. Bu üç boyut arasındaki dengeyi kurabilen öğretmen, 21. yüzyıl becerileri ışığında yeni bir öğretmen kimliği inşa edebilir.
ÖĞRETMEN SORUNLARI
4.1. Mesleki Tükenmişlik, Düşük Motivasyon, Ücret Politikaları
Öğretmenlik mesleği, yüksek duygusal emek gerektiren bir alandır. Dünya genelinde öğretmenlerin yaklaşık %30’unun (örneğin OECD TALIS) “yüksek düzeyde tükenmişlik” yaşadığı bildirilmektedir. Uzun çalışma saatleri, artan bürokratik yükler, düşük ücret politikaları ve sürekli değişen müfredatlar, öğretmenlerin mesleki doyumunu olumsuz etkilemektedir. Türkiye’de öğretmenlerin iş doyumuna yönelik yapılan araştırmalar, öğretmenlerin özellikle takdir eksikliği ve rol karmaşası yaşadığını ortaya koymuştur.
4.2. Mesleki Statü, Toplumsal Saygı ve Teknolojik Dönüşüm
Toplumsal saygınlığın azalması, öğretmenliğin cazibesini düşürmektedir. Birçok ülkede öğretmenler, sağlık ya da mühendislik mesleklerine göre daha düşük toplumsal statüye sahiptir. Bunun yanında, teknolojik dönüşüm sürekli bir baskı unsuru olmakta, dijital okuryazarlık farkları öğretmenler arasında belirginleşmektedir. Kimi öğretmenler dijital araçları yaratıcı biçimde kullanabilirken bir kısmı bu araçları sadece zorunlu gereklilik olarak
görmekte, pedagojik bağlamda yeterince entegre edememektedir. Bu durum, “dijital uçurum”un sadece öğrenciler arasında değil, öğretmenler arasında da bulunduğunu göstermektedir. Teknolojik dönüşüm aynı zamanda öğretmenin iş yükünü artırabilir; yeni platformların öğrenilmesi, çevrimiçi/hibrit derslere adaptasyon, öğrencilerle dijital ortamda etkileşim gibi görevler ek bir yük olarak algılanabilmektedir. Dolayısıyla, öğretmenlerin teknolojik ve pedagojik becerilerini geliştirmek için destek mekanizmaları zorunludur.
YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA ÖĞRETMENLİK
5.1. Yapay Zekâ Destekli Eğitim Ortamlarının Öğretmen Rollerini Nasıl
Dönüştürdüğü?
Yapay zekâ (YZ) ve özellikle üretken yapay zekâ (Generative AI) teknolojilerinin eğitim ortamlarına entegrasyonu, öğretmenlik mesleğini tehdit eden değil, yeniden şekillendiren bir güç olarak değerlendirilebilir. YZ destekli öğrenme sistemleri (örneğin uyarlanabilir öğrenme platformları, AI destekli bire bir öğretim sistemleri) öğretmenin yerini almak yerine, öğretmene veri-temelli kararlar alma ve öğrenme deneyimlerini bireyselleştirme olanağı sunmaktadır.
Öğretmen artık sadece “öğreten” değil, bir “AI partner teacher” olarak, öğrenme sürecinin tasarlanmasında, yürütülmesinde ve değerlendirilmesinde aktif biçimde yer almaktadır. YZ araçları, öğrencinin öğrenme hızını, kavrama düzeyini ve hatta duygusal durumunu analiz ederek öğretmene kişiselleştirilmiş strateji önerileri sunabilmektedir. Böylece öğretmen, öğrenme sürecinin merkezinde kalmaya devam eder; ancak bu kez bir algoritmik iş birliği içinde.
5.2. Yeni Sorumluluk Alanları: Etik Rehberlik, Veri Okuryazarlığı, Öğrenme Tasarımı
Yapay zekâ çağında öğretmenin rolü sadece pedagojik değil, aynı zamanda etik, teknolojik ve sistemik bir çerçeveye taşınmıştır. Öğretmen, öğrencilerine dijital dünyada etik davranma, bilgi güvenliği, algoritmik farkındalık ve çevrimiçi mahremiyet konularında rehberlik etmelidir. Veri okuryazarlığı da bu yeni dönemin kritik bir yeterliliğidir: Öğretmen, öğrenme platformlarının ürettiği verileri analiz ederek öğrencilerin bireysel öğrenme yollarını anlamalı, bu verileri pedagojik biçimde kullanmalı ve etik sınırlar içinde değerlendirmelidir.
Bu doğrultuda, üretken YZ’nin yaygınlaşmasıyla birlikte ortaya çıkan “öğretmen-veri analisti” profilini de göz önüne almak gerekir. Öğretmen, yalnızca içerik değil, aynı zamanda öğrenme analitiği sonuçlarını yorumlayabilen, veri temelli kararlar alabilen ve YZ sistemleriyle birlikte çalışabilen bir profesyonel hâline gelmektedir.
5.3. “AI Partner Teacher” Profili ve Yöntemsel Yönelimleri
Bu bağlamda, öğretmenlerin YZ ile birlikte çalışan bir profil olarak konumlanması önemlidir. Eğitim teknolojileri alanında yapılan son araştırmalardan biri, Dr Philippa Hardman’ın görüşlerine işaret etmektedir: Hardman, öğretmenin “içeriği ileten kişiden öğrenme deneyimlerini tasarlayana” dönüşümünü vurgulamaktadır. (drphilippahardman.substack.com) Ona göre eğitimde gerçek devrim, “YZ öğretmenleri değil, YZ ile güçlenen öğretmenleri” desteklemekle mümkündür.
Hardman, eğitim bağlamında öğretmenin üç yeni temel rolünü tanımlar: (i) pedagojik tasarımcı (pedagogical designer), (ii) etik rehber (ethical steward), ve (iii) insani bağ kurucu (human connector). (huthwaiteinternational.com) Bu profilde öğretmen, YZ’nin sunduğu otomasyon, analitik ve içerik üretimi olanaklarını pedagojik olarak yorumlayarak öğrencilerin öğrenme yolculuklarını bireyselleştirir; aynı zamanda etik sorularla başa çıkar ve insan-iletişim boyutuna ağırlık verir. Böylece öğretmen-YZ işbirliği, öğrenme süreçlerini daha etkin, anlamlı ve insan merkezli hâle getirir.
Yeni Sorun Alanları: Güven, Öğrenci Verisi Mahremiyeti, Algoritmik Önyargılar
YZ ile birlikte ortaya çıkan yeni bir dizi sorun alanı da vardır. Öğrenci verilerinin toplanması, analiz edilmesi ve yorumlanması sürecinde “mahremiyet” ve “güven” kavramları giderek artan biçimde önemli hale gelmektedir. Öğretmenlerin bu verilerin hangi amaçla toplandığını, nasıl kullanıldığını ve hangi etik sınırlar içinde değerlendirilmesi gerektiğini bilmeleri gerekir. Ayrıca algoritmik önyargılar, özellikle sosyoekonomik ve kültürel farklılıklar açısından ciddi riskler taşımaktadır. Bir YZ sisteminin önerdiği öğrenme yolu, veri kümesine, algoritmanın eğitimine ve programcı tercihine bağlı olarak sistematik hatalar içerebilir. Bu durumda öğretmenler, algoritma çıktısını “sorgulayan” ve “dengeleyen” bir pozisyona geçmelidir. Bu, YZ çağında pedagojik etik anlayışının yeniden tanımlanması anlamına gelir.
Öğretmen Eğitiminin Yeniden Tasarlanması:
AI Çağında Öğretmen Yeterlilikleri
Geleneksel öğretmen eğitimi programları, YZ çağının gereksinimlerine yanıt vermekte yetersiz kalmaktadır. Yeni dönemde öğretmen eğitimi; YZ okuryazarlığı, öğrenme analitiği kullanımı, etik veri yönetimi ve YZ ile iş birliği yapabilme becerilerini içermelidir.
Dünyanın birçok ülkesinde bu yönde adımlar atılmaktadır. Örneğin bir araştırma, üretken yapay zekâ çağında öğretmenlerin dört farklı kategoriye — Gözlemci (Observer), Benimseyen (Adopter), İşbirlikçi (Collaborator) ve Yenilikçi (Innovator) — ayrılabileceğini göstermektedir. (arXiv) Bu çerçevede, öğretmenlerin YZ teknolojilerini yalnızca kullanıcısı değil, tasarım ortağı hâline gelmesi hedeflenmelidir. Öğretmen yetiştirme programları ve
sürekli mesleki gelişim süreçleri bu dönüşüme uygun biçimde güncellenmelidir.
SONUÇ VE ÖNERİLER
6.1. Geleceğin Öğretmeni Kimdir?
Geleceğin öğretmeni, teknolojiyi kullanabilen değil, onunla birlikte düşünebilen kişidir. Pedagojik bilgi ile teknolojik bilgi arasında köprü kuran, etik duyarlılığı yüksek, öğrenme topluluklarını yönlendirebilen bir rehberdir. Bu öğretmen, yapay zekâ sistemlerini sadece araç olarak değil, birlikte çalışan bir “öğrenme partneri” olarak görür. Öğrencilerine dijital farkındalık, veri etiği ve eleştirel düşünme becerileri kazandırarak onları geleceğin bilinçli yurttaşları hâline getirir.
6.2. Eğitim Fakülteleri, Politika Yapıcılar ve Okul Liderleri İçin Öneriler
1. Eğitim Fakülteleri: Öğretmen yetiştirme programlarına “YZ Okuryazarlığı”, “Dijital Etik” ve “Veri Temelli Öğrenme” dersleri eklenmeli; öğretmen adayları hem pedagoji hem teknoloji arasında geçiş yapabilecek şekilde donatılmalıdır.
2. Politika Yapıcılar: Öğretmenlerin dijital dönüşüm süreçlerinde etkin rol alabilmeleri için sürekli mesleki gelişim fırsatları artırılmalı; YZ araçlarının etik, gizlilik ve erişilebilirlik bağlamında düzenleyici mekanizmaları netleştirilmelidir.
3. Okul Liderleri: Okul yöneticileri, öğretmenlerin yenilikçi uygulamalara katılımını desteklemeli, dijital liderlik kültürünü yaygınlaştırmalı, öğrenme analitiği temelli karar alma süreçlerini teşvik etmelidir.
4. Toplum: Öğretmenin toplumsal saygınlığını güçlendiren kamu politikaları ve medya temsilleri oluşturulmalı; öğretmen mesleğinin sosyal önemi kamuoyuna aktarılmalı ve mesleki statü yükseltilmelidir.
Sonuç olarak öğretmenlik, yapay zekâ çağında bile insan merkezli bir meslektir. Teknoloji öğretmenin yerini alamaz; çünkü öğretmen, insanın öğrenme sürecindeki anlam, değer ve duyguyu temsil eder. Ancak öğretmen, bu çağın gerektirdiği yeni becerilerle donanmadığı sürece öğrenme ekosisteminin lideri olma gücünü kaybedebilir. Bu nedenle, çağın öğretmeni teknolojiyle rekabet eden değil, teknolojiyle birlikte üreten bir profesyoneldir. Eğitim sistemlerinin geleceği tam da bu dönüşümün hızına ve niteliğine bağlıdır.
Kaynakça
*Hardman, P. (2023). The Changing Role of Teachers in the Age of Artificial
Intelligence. (örnek).
*OECD (2024). Teaching in the Digital Era: Teacher Well-being and AI Integration.
*UNESCO (2024). AI and Education: Policy Guidance for Human-Centered Learning.
* Zhai, X. (2024). Transforming Teachers’ Roles and Agencies in the Era of Generative
AI: Perceptions, Acceptance, Knowledge, and Practices. arXiv pre-print. (arXiv)
