Dijital Çağda Öğretmen Olmak: Maarif’in İzinde, Harezmî’nin Işığında Bir Öğretim Mimarlığı

GÜLSEN TAN / EĞİTİMCİ-YAZAR
GİRİŞ: ÖĞRETMENİN YENİDEN TANIMLANDIĞI BİR DÖNEM
Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Türkiye, eğitimde derin bir değişim eşiğinde duruyor. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli (TYMM), öğretmeni yalnızca bilgi aktaran değil; değer inşa eden, duyguyla rehberlik eden bir figür olarak yeniden tanımlıyor. Bu vizyon, öğretmeni sadece akademik performans ölçütlerine göre değerlendirmeyi değil, toplumsal dönüşümde etkili bir aktör olarak konumlandırmayı hedefliyor.
John Hattie’nin dediği gibi: “Eğitim, bir çocuğun kalbine dokunmadan zihnine ulaşmak değildir.” Bu söz, dijital çağın hızlı akışında bile öğretmenin insani dokunuşunu hatırlatıyor. Dijitalleşme bilgiye erişimi kolaylaştırmış olsa da, anlam üretimini karmaşıklaştırmıştır. OECD’ye göre öğretmenlerin çoğu dijital araçlara ulaşabiliyor; ama bu araçları pedagojik olarak kullanmakta desteğe ihtiyaç duyuyor.
Bu yazı, Maarif Modeli’nin değer temelli vizyonunu, Harezmî Eğitim Modeli’nin disiplinlerarası yapısıyla sentezleyerek, öğretmenin çağdaş rolünü inceliyor. Aynı zamanda MEB’in dijital platformları (EBA, OGM Materyal, YEĞİTEK) üzerinden öğretmenin bu araçları nasıl anlam üreten sistemlere dönüştürebileceğini tartışıyor.
2. MAARİF MODELİ: DEĞERLERİN DİLİYLE ÖĞRETMEK
Maarif Modeli, “Yetkin ve Erdemli İnsan” idealine dayanır. Bilgiyle vicdanı, zekâyla hikmeti birleştiren bu model, öğretmeni sadece akademik değil; ahlaki bir figür olarak konumlandırır. Öğretmenin sınıf içerisindeki her davranışı, bu idealin yaşantıya yansıyan biçimidir.
Bir matematik öğretmeni olarak şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim: Denklemin sonucu kadar, o denklemi çözerken gösterilen etik duruş da değerlidir. Örneğin, öğrencilerime bir sınavda hata yaptığımda bunu açıkça dile getirmek, adalet ve dürüstlük ilkesini somutlaştırmamı sağlıyor. Thomas Lickona’nın dediği gibi: “Karakter eğitimi, müfredatla değil, öğretmenin duruşuyla başlar.”
Bu bağlamda, Maarif Modeli yalnızca kuramsal değil; sınıfın her köşesinde yaşanan bir kültürdür. Her ders planında, ölçme aracında ya da öğrencinin ismi anıldığında bu kültür hissedilir olmalıdır.
3. HAREZMİ MODELİ: DÜŞÜNMEYİ ÖĞRETEN PEDAGOJİ
Harezmî Modeli, öğrenciye sadece bilgi değil; düşünme disiplini kazandırmayı hedefler. Öğretmeni, anlatan değil; öğrenmeyi birlikte kuran bir rehber hâline getirir. Disiplinler arası projelerle bilgi parçaları anlamlı bütünlere dönüşür.
Geçtiğimiz yıl öğrencilerimle “iklim değişikliği” temalı bir proje yürüttük. Matematik dersinde veri analizi yaptık, fen bilimlerinde karbon salımını ölçtük, Türkçede çözüm önerilerini yazdık, görsel sanatlar dersinde infografikler oluşturduk. Bu süreçte öğrenciler yalnızca bilgi edinmedi; sorumluluk aldı, çözüm geliştirdi, sunum yaptı. Bruner’ın dediği gibi: “İyi öğretmen, bilgiyi değil; düşünmeyi öğretir.”
4. DİJİTAL ARAÇLARLA İNSANI MERKEZE KOYMAK
Michael Fullan’ın ifadesiyle: “Teknoloji, ancak pedagojinin hizmetine girdiğinde anlam kazanır.” Bu nedenle, öğretmen teknolojiyle ne yaptığı kadar, neden yaptığıyla da ilgilenmelidir.
MEB’in dijital araçları (EBA, YEĞİTEK, OGM Materyal) salt içerik sunmakla kalmaz; aynı zamanda öğretmene içerik üretme, öğrenciye göre farklılaştırılmış öğrenme ortamları sunma ve ölçme‑değerlendirme araçlarını özelleştirme imkânı da tanır. Örneğin, EBA üzerinden yayımlanan video içerikleri, sınıf içi anlatımı destekleyici görevler olarak entegre edilebilir. Öğrenci bu içeriklere evde ulaşabilir, öğretmen sınıfta etkileşimli tartışma ortamları kurgulayabilir.
5. Z KUŞAĞI: DİJİTAL KARİZMA VE BAĞ KURMA
Z kuşağı hızlı düşünüyor, hızla ulaşmak istiyor. Onlar için öğretmenin bilgisi kadar ulaşılabilirliği ve samimiyeti de önemli. Jean Twenge’in araştırmalarına göre: “Z kuşağına öğretmek, önce onlarla bağlantı kurmakla başlar.”
Bir derste öğrenciye “Bugün nasıl hissediyorsun?” diye sormak, onun gününü tamamen değiştirebilir. Dijital karizma, öğretmenin sınıfta dijital teknolojiyi nasıl kullandığı kadar, öğrencisiyle kurduğu göz temasında da gizlidir. Bu bağın teknolojiyle değil, insanla kurulabildiğini unutmamak gerekir.
6. SÜREKLİ ÖĞRENME FELSEFESİ
Paulo Freire şöyle der: “İyi bir öğretmen, aynı zamanda sonsuza dek bir öğrencidir.” Öğretmenlik, bir meslekten öte sürekli bir öğrenme hâlidir. Müfredat değişebilir, teknolojiler yenilenebilir ama öğretmenin kendini yenileme sorumluluğu hep kalıcıdır.
Kendi deneyimimden söyleyebilirim: Katıldığım uluslararası bir eTwinning projesinde hem farklı kültürleri tanıdım hem de dijital platformlarda öğretim tasarımı üzerine becerilerimi geliştirdim. Bu deneyim, sınıfta öğrencilere sunduğum dersleri doğrudan dönüştürdü.
7. MEB DESTEKLERİYLE MESLEKİ GELİŞİM: ÖĞRETMENİN ÖĞRENME HAKKI
Millî Eğitim Bakanlığı, öğretmenlerin mesleki gelişimini desteklemek amacıyla son yıllarda çok sayıda yapısal adım attı. Bunlardan biri olan Öğretmen Bilişim Ağı (ÖBA), öğretmenlere çevrim içi ve eş zamanlı eğitimler sunarak, yer ve zaman bağımsız öğrenme imkânı sağlıyor.
2023’te başlatılan Öğretmenler Odası Buluşmaları ise sahadaki öğretmenlerin görüşlerini doğrudan Bakanlıkla paylaşabileceği katılımcı bir model sunuyor. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne paralel olarak geliştirilen bu yapı, öğretmenin sesi olmayı hedefliyor.
Ayrıca Uzman ve Başöğretmenlik eğitim programlarıyla kariyer gelişimi destekleniyor; öğretmenin mesleki ilerleyişi daha nitelikli bir zemin kazanıyor. 2024 itibarıyla 7 bölgeye göre farklı temalarda düzenlenen hizmet içi eğitimler, öğretmenin kendi bağlamında gelişimini teşvik ediyor.
Bu gelişmeler, öğretmenin mesleki gelişimini yalnızca bireysel bir çaba olmaktan çıkarıp kamusal bir sorumluluk hâline getiriyor.
8. DUYGU EĞİTİMİ: EMPATİYİ UNUTMAMAK
Daniel Goleman’ın ifadesiyle: “Empati, eğitimin kalbidir.” Dijital çağda öğrenci, ekrana bakarken duygularını bastırabilir. Öğretmen, bu duygulara ulaşabilen kişidir.
Bir öğrencim, derslerde sessizdi. Dijital ortamda çalışmalara katılmıyor, konuşmaktan çekiniyordu. Bireysel görüşmemizde sadece “Beni fark ettiğiniz için teşekkür ederim.” dedi. O andan itibaren katılımı değişti. Empati, bazen sadece fark etmekle başlar.
9. DİJİTAL EŞİTSİZLİK VE ADALET
Sherry Turkle’ın ifadesiyle: “Teknolojik eşitsizlik, toplumsal adaletsizliğin yeni biçimidir.” Öğrenciler arasında cihaz, internet, dijital beceri düzeyi gibi farklar öğretimin niteliğini doğrudan etkiliyor.
Öğretmen, bu farkları görmekle kalmamalı; çözümün parçası olmalıdır. Örneğin, internet erişimi olmayan öğrenciler için çıktılar hazırlamak, sınıf içi eşleştirme yapmak gibi pratik çözümler, öğretmenin adalet misyonunun yansımalarıdır.
10. YENİ SINIFLAR: FİZİKTEN SANALA
Yeni nesil sınıflar, fiziksel alanın ötesinde dijital mekânlara taşınmıştır. Zoom, Google Classroom, Padlet, Nearpod gibi platformlar artık sınıfın ayrılmaz parçasıdır.
Ancak bu araçları yalnızca sunum aracı olarak değil; öğrenme ortaklığı kurma aracı olarak kullanmak gerekir. Öğrenciye söz hakkı tanıyan, etkileşimi artıran uygulamalarla öğretmen, sanal sınıfta da duygusal bağ kurabilir.
11. DİJİTAL ETİK REHBERLİK
Neil Selwyn’in dediği gibi: “Etik, sadece neyin yapılabileceğini değil, neyin yapılması gerektiğini sorar.” Dijital araçlar eğitim ortamına hız kazandırır; ancak etik sınırları öğretmen belirler.
Öğrencinin verisinin gizliliği, yapay zekâ destekli platformların değerlendirme süreçleri, kaynakların telif hakları gibi konular, artık öğretmenin sorumluluğundadır.
12. GELECEĞİN SINIFI: TASARIM ODAKLI ÖĞRENME
21. yüzyılda bilgiye erişmek kolay; önemli olan bu bilgiyle ne yapılacağını bilen bireyler yetiştirmektir. Tasarım odaklı düşünme, öğrenciyi sadece öğrenen değil; çözüm üreten bir bireye dönüştürür.
Bir projede öğrencilerimle birlikte geri dönüşüm malzemelerinden işlevsel ürünler tasarladık. Bu süreçte hem çevre bilinci gelişti hem de ekip çalışması ve sunum becerileri pekişti. Öğretman, bu tür tasarım süreçlerini sınıfa taşıyarak bilgiyi yaşantıya dönüştürür.
13. SONUÇ: KALBİYLE ÖĞRETEN ÖĞRETMEN
OECD’nin verileriyle, akademik kuramlarla ya da teknolojik verilerle sınırlı olmayan bu yazı; öğretmenin kalbini, sezgisini ve vicdanını öne çıkarır. Çünkü teknolojiye rağmen değil, teknolojiyle birlikte insan kalabilen öğretmen; çağın gerçek lideridir.
Bu yazı; analitik düşünen bir matematik öğretmeninin aklıyla, bir annenin kalbiyle ve bir eğitmenin sorumluluğuyla yazıldı. Dijitalin ruhsuz hızına karşı, öğrenmenin sıcak nabzını tutan bütün öğretmenlere selamla…
Kaynakça
- Millî Eğitim Bakanlığı (2024). Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli – Ortak Metin. Ankara: MEB Yayınları.
- YEĞİTEK (2023). Harezmi Eğitim Modeli Uygulama Kılavuzu. Ankara: MEB Yayınları.
- OECD (2024). Teachers and Digital Transformation in Education. Paris: OECD Publishing.
- OECD (2025). Policies for the Digital Transformation of School Education. Paris: OECD Publishing.
- UNESCO (2023). AI and Education: Guidance for Policy-Makers. Paris: UNESCO Publishing.
- Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı (2025). Yapay Zekâ Uygulamaları Etik Kurulu Yönergesi. Ankara.
- Erişim: https://ttkb.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2025_10/23133643_yapay_zeka_yonerge.pdf
- Fullan, M. (2020). The New Meaning of Educational Change (5th ed.). New York: Teachers College Press.
- Hattie, J. (2012). Visible Learning for Teachers: Maximizing Impact on Learning. London: Routledge.
- Lickona, T. (1991). Educating for Character: How Our Schools Can Teach Respect and Responsibility. New York: Bantam Books.
- Bruner, J. S. (1960). The Process of Education. Cambridge, MA: Harvard University Press.
- Fullan, M. (2013). Stratosphere: Integrating Technology, Pedagogy, and Change Knowledge. Toronto: Pearson Canada.
- Twenge, J. M. (2017). iGen: Why Today’s Super-Connected Kids Are Growing Up Less Rebellious. New York: Atria Books.
- Freire, P. (1970). Pedagogy of the Oppressed. New York: Herder and Herder.
- Goleman, D. (1995). Emotional Intelligence: Why It Can Matter More Than IQ. New York: Bantam Books.
- Turkle, S. (2011). Alone Together: Why We Expect More from Technology and Less from Each Other. New York: Basic Books.
- Selwyn, N. (2011). Education and Technology: Key Issues and Debates. London: Bloomsbury Academic.
