Güç Birliği 1: Çocuk Eğitiminde Aile Ve Okul İş Birliğinin Önemi – Dilek PAYANDA

Bir eğitim öğretim yılını henüz geride bıraktık. Aslında şu anki ana konumuz, bu süreçte yer alan tüm paydaşların verimli bir dinlenme ve yenilenme dönemi geçirmeleri ve yeni öğretim yılına hazır hale gelmeleri.
Bu yazımda sadece belirli bir dönemi verimli geçirme farkındalıkları değil, bütün bir yıl adına çok önem taşıyan bir konuyu ele alacağım: Çocukların başarılı bir eğitim hayatı sürdürebilmeleri, yalnızca sınıf içinde değil, aynı zamanda aile ve okul arasında güçlü bir iş birliği gerektirir. Çocukların eğitimine olumlu katkılar sağlayabilmek için aile ve okul arasında ortak karar alma süreçlerinin etkili bir şekilde yönetilmesi gerekmektedir.
Öncelikle iletişim ve iş birliğinin önemine detaylıca bakmalıyız. Üçgenin bir ucunda çocuk, diğer iki ucunda da aile ve okul yer alır. Aile ve okul arasında açık ve sürekli iletişimin kurulması ve bunun karşılıklı saygı ve iş birliği çerçevesinde sürdürülmesi birinci adımdır. Karar alma süreçlerinde eşitlik dengesi de kurulduğu zaman herkesin fikirlerinin değerlendirilmesi mümkün olur. Buna ek olarak karar alma sürecinin nasıl işlediği konusunda gerekli aktarımların yapılması ve ailelerle birlikte ortak hedefler belirleme, hedefleri net bir şekilde tanımlayarak nasıl katkı yapılabileceğini planlama kuvvetli bir iletişimin sonucudur.
2020-2022 yılları arasında tüm dünya adına yeni deneyimleri ortaya çıkaran bir pandemi süreci yaşadık. Eğitimin nasıl evrildiğini, yapay zekanın büyük bir ivmeyle sürece entegrasyonunu, ileriye dönük planlamalarda dinamiklerin nasıl değişmesi gerektiğini çok kısa bir süre içinde öğrendik. Bu durum da esneklik ve uyumun önemini daha da vurguladı. Buradan çıkarımla; karar alma süreçleri de esnek olmalı ve değişen koşullara uyum sağlayacak şekilde her iki tarafın da ihtiyaçları ve beklentileri göz önünde bulundurularak düzenlenmelidir. Zaman zaman da bu süreçlerde profesyonel destek ve rehberlik alınması, sürecin daha etkili yürümesine ve yapıcı olmasına yardımcı olabilir. Aynı zamanda düzenli geri bildirimler ve değerlendirmeler ile iyileştirme çalışmaları daha verimli olur.
Peki bu süreç çocukların gelişimine nasıl katkı sağlar?
Aile ve okul arasında ortak karar düzeninin kurulması çocukların yaşamlarında tutarlılık ve destek sağlar. Çocuğun akademik, sosyal ve duygusal ihtiyaçlarına yönelik alınan ortak kararlar, onun kendisini güvende hissetmesini sağlar. Böylelikle daha iyi bir öğrenme ortamında var olur. Ailesinin ve okulunun çizdiği bu örnek davranış çocukta empati, iş birliği ve problem çözme becerilerinin gelişmesine destek olur. Arkadaşları ile olan ilişkilerinde de olumlu davranışlar içinde olmasını sağlar.
Güven ortamında hisseden çocuklar, kendilerini ifade etmede ve duygularını açıklamada daha rahat ve başarılı olurlar. Aile ve okul arasında sağlanan bu güven ortamı ve iş birliği, çocukların duygusal zekalarını ve iletişim becerilerini geliştirmelerine destek olur. Özgüven ve motivasyon arttırıcı bu süreç aynı zamanda öğrenme tutkularını ve öğrenmeye olan bağlılıklarını geliştirir.
Çocuklar yaşları ve yapıları gereği sürekli değişmekte olan koşullara maruz kalmaktadır. Buna bazen fiziksel ya da durumsal ortamların (okullarının / evlerinin / aile yapılarının değişimi gibi) değişimi de eklenmektedir. Okulla kurulan kuvvetli bağ, değişen koşullara uyum sağlama ve kişisel gelişimlerini sürdürme becerilerini geliştirmede de destek olabilir.
Sonuç olarak, 0-3 yaşta evde eğitim ile başlayan sürece sonrasında okulun dâhil olmasıyla birlikte aile ve okul arasında sağlıklı bir iş birliği süreci hedeflenmelidir. Çocukların akademik başarısından sosyal ve duygusal zekalarına kadar birçok alanda destekleyici bir ortam oluşturmak ve gelecekteki yaşamları için sağlam bir temel oluşturmak ailelerin ve okulların ortak görevidir.
GÜÇ BİRLİĞİ 2: ÖĞRETMEN EĞİTİMİNDE DEVAMLILIĞIN ÖNEMİ
Öğretmen eğitimi, eğitim sisteminin temel taşlarından biridir. Öğretmenlerin mesleki becerilerini güncel tutmaları ve profesyonel gelişimlerini sürdürmeleri için son derece önemli olan sürekli eğitim öğretmenlerimize çeşitli alanlarda katkılar sağlamaktadır.
Öncelikle mesleki bilgi ve becerilerini güncel tutma ve bu sayede zamanla değişen öğrenci ihtiyaçlarına ve eğitim akımlarına uygun olarak öğretim yapabilmelerini sağlar.
Bir önceki başlığımızda da pandemi dönemi için değindiğimiz gibi değişen ihtiyaçlar ve yenilikler karşısında öğretmenin hazır olmasını sağlar, öğretmenlere yeni eğitim yöntemlerini, pedagojik yaklaşımları ve teknolojileri öğrenme fırsatı sunar. Bu sayede öğretmenler, sınıflarında daha etkili ve verimli öğretim yöntemlerini uygulayabilirler. Bu durum öğrenci başarısını arttırmada da etkili olur. Eğitimcilerin pedagojik bilgisi, sınıf yönetimi becerileri ve öğretim stratejileri, öğrencilerin öğrenme süreçlerini destekleyebilir ve motive edebilir. Aslında diğer açıdan da öğretmenlerin kendi kariyerlerinde ilerlemelerini, gerektiğinde yeni liderlik rollerini üstlenmelerini sağlar. Profesyonel gelişimin yanı sıra mesleklerine ve çalıştıkları kuruma bağlılık konusunda da katkılar sağlar.
Sürekli eğitim programları, eğitimdeki eşitsizlikleri de azaltmaya yardımcı olur. Her öğretmenin eğitimdeki en iyi uygulamaları öğrenme ve bu uygulamaları kendi sınıflarına uyarlama şansı olmayabilir. Oysa öğrencilerin öğrenme alanları konusunda fırsat eşitliği yaratabilmek için kaliteli öğretmen eğitimini eşit bir şekilde sunmak bu şansı yakalamalarını sağlar. Böylelikle her öğrencinin nitelikli bir eğitim alması için eğitim fırsatlarının ve standartlarının eşitlenmesi mümkündür. İyi eğitim almış öğretmenler, öğrenciler arasında olumlu bir öğrenme ortamı yaratabilir, eğitimdeki eşitsizlikleri azaltabilir ve her öğrencinin potansiyelini gerçekleştirmesine yardımcı olabilir. Toplumda daha nitelikli bireyler yetişmesine katkıda bulunur.
Sonuç olarak, eğitim kurumları sadece seminer dönemine planlanmış bir hizmet içi eğitim programı değil, tüm dönem boyunca sürekli profesyonel gelişimi teşvik etmelidir. Öğretmenlerin güncel kalmalarını sağlayacak seminerler, atölyeler, konferanslar gibi sürekli eğitim fırsatları sunulmalıdır.
Öğretmen eğitimi, eğitim sisteminin etkinliği, öğrenci başarısı ve toplumun genel refahı için kritik bir role sahiptir. Bu nedenle, yeterli ve kaliteli öğretmen eğitimi sağlamak, eğitim politikalarının öncelikleri arasında yer almalıdır.